İçeriğe atla

Yafa, Minka ve Çocuklarının Üç-Beş Şirin Evi

Yafa, Minka ve Çocuklarının Üç-Beş Şirin Evi – Bilge Egemen – Everest Yayınları kitap kapağı
Yafa, Minka ve Çocuklarının Üç-Beş Şirin Evi – Bilge Egemen – Everest Yayınları kitap kapağı
%17 İNDİRİM • %17 İNDİRİM • %17 İNDİRİM • %17 İNDİRİM •

Everest Yayınları

Yazar:Bilge Egemen

Editör: Cemil Kavukçu

Yaklaşık 1-3 iş gününde temin

244.85₺295.00₺%17 İndirim
Barkod:9786253697334
ISBN:9786253697334
Sayfa Sayısı:216 Sayfa
Ürün Ebatı:13.5x19.5 cm
Dil:Türkçe
Cilt Durumu:Ciltsiz
Kağıt Tipi:2. Hamur
Baskı Sayısı:1
Basım Tarihi:11/2026
0 görüntülenme

Bu kitapta 244 Nobel Puan kazanın

Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!

Kitap Hakkında

"Bu kitap bölümlerden değil, evlerden oluşmaktadır."
Sekaka'nın akrepli, yılanlı, kum fırtınalı çölünden İzmir'e, Sivas'a; bir ülkeden ötekine, bir şehirden diğerine… Yafa ile Minka'nın ve çocuklarının hayatında evler değişiyor, manzaralar değişiyor, komşular ve konuşulan dil değişiyor. Kutular yeniden toplanıyor, eşyalar kamyonlara yükleniyor ama her yol mutlaka geçmişe de çıkıyor.

2025 Everest İlk Roman Yarışması'nın kazananı "Yafa, Minka ve Çocuklarının Üç-Beş Şirin Evi" bir ailenin kaç eve sığdığı sorusunun peşinde, insanlar evlere yerleşirken evlerin de insanların içine yerleştiği fikrini her eve farklı bir ruh üfleyerek anlatıyor. Çocuklukla yetişkinlik, Türkiye ile Orta Doğu, kişisel hafızayla yakın tarih iç içe geçerken aile albümlerinden çıkan yüzler, çoktan kaybedilmiş insanlar, yolculuklar, kazalar, kavgalar, şarkılar ve sofralar aynı hikâyenin parçalarına dönüşüyor. Bilge Egemen; tarihin gürültülü olaylarını bir ailenin gündelik hayatının içinden geçirirken acıyla mizahı, ölümle yaşama sevincini, gitmekle kalmayı yan yana getiriyor çünkü bazen dışarıda bir ülkenin tarihi değişirken içeride çocuklar büyür; bazen de küçücük bir evin içinde yaşananlar, insanın hayatını aşarak daha büyük bir tarihe dönüşür.

Bombaların en yoğun olduğu karartma gecelerinde bazen gitarımı elime alıp bağıra bağıra şarkı söylemeye başlıyorum. Her şey normalmiş, dışarıda bombalar patlamıyormuş gibi davranırsam dünya normale döner belki. Çocukluktan kalma bir alışkanlık; babam direksiyondayken ve dağ yollarında uçurumları tırmanıp inerken ve biz hepimiz arabadayken gözlerimi kapar, önümdeki koltuğu sımsıkı tutup uçurumun aksi istikametine çeker ve bu sayede bütün ailemi bir daha hiç kimsenin bulamayacağı o dipsiz uçurumlara kayıp parçalanmaktan kurtardığıma inanırdım. Gözlerimi açıp bakarsam hepimiz ölürüz. Gözlerimi kaparsam uçurumlar yok olur, gider ve kurtuluruz.