Türkler Viyana Kapılarında
Yazar:M. Turhan Tan
Stokta Yok
Bu kitapta 240 Nobel Puan kazanın
Sepet tutarı 1000 ₺ ve üzeri
siparişlerinizde kargo ücretsiz!
Kitap Hakkında
Sen sus be herif, dedi; burada yalnız ben konuşuyorum.
Ve HünkAra yüzünü çevirdi:
Şu ağayı, bu ağayı, şu veziri, bu veziri keserken Budin gibi bir kale elden çıkarken, babam gibi yiğitler Ciğerdelen'de cayır cayır yanarken, sarayında suçsuz kadınlar denize atılırken ölümü düşünmüyordun. Şimdi tahtsız kalınca mı yüreği ne ölüm acısı çöktü? Kırk yıldır padişahlık ediyorsun, hâlâ mı erce davranmayı öğrenmedin? Yazık sana Avcı Mehmet, yazık. Kötü bir can için bu kadar korku çekilmez. Ben Deli Muradın, anam Gülbeyaz'ın, babam Kara Mehmet'in öcünü işte aldım, seni devirdim. Budin'de yarı aç şehit olanlar, bu yaptığım işi sinlerinde sezerlerse sevineceklerdir. Haydi, pabuçlarını giy kendi ayağınla zindanına gir. Orada ağlaya ağlaya belki yüreğinin karasını biraz giderirsin, ömrün tükenince yerin altına temizce girersin. Şimdi ölürsen ahirette de halin yaman olur. Çünkü suçun büyüktür, içinin karası koyudur.
Biraz sonra, o, yeni Hünkârla kardeşi Ahmed'in kırk yıldan beri hapsedildikleri odaya kapatılmış bulunuyordu. İki oğlu da yanına konulmuştu, babalarına arkadaş yapılmıştı.
Küçük Kara Mehmet, bütün bir yurdu yıllarca inim inim inleten Hünkârın diri diri mezara koyulduğunu gözüyle gör dükten sonra içinde bir sızı duydu:
Bre Avcı. Mehmet, dedi, sen ettiğini buldun amma, bu çocuklara yazık oldu, çünkü onlar suçsuz ceza çekiyorlar, fa kat vebali, senin yerine geçen adamın boynuna. Emri veren odur. Haydi Tanrı yardımcın olsun, İnşallah çabuk ölürsün, kıvranmaktan kurtulursun.
Bu son söz, eski padişaha yeni endişeler aşıladığından çırpınıp yalvarmaya, hayatının korunması için genç Sipahiden yardım dilenmeye koyulmuştu. Kara Mehmet, erkeğe yakıştıramadığı sızlanışlara sırtını çevirip ayrılırken mahpus, inledi:
-Aslan oğlum, biraz dur, sana bir armağan vereyim. Belki onu gördükçe beni hatırlarsın, bana ölüm sunulmasına rıza vermezsin.
Hem bu sözleri söylüyor, hem parmağından çıkardığı, bir yüzüğü genç Sipahiye uzatıyordu. Küçük Kara Mehmet, bir bakışta kendine armağan edilen yüzüğü tanıdı ve yine bir lâhzada sert bir karar aldı:
-Ver, ver, dedi, bu yüzük artık yerini bulmalıdır.
Benzer ürünler
Bu kitaba yakın başlık ve konularda öne çıkanlar; kategori ve yayınevine göre de sıralanır — keşfetmeniz için seçildi.

Bosna Hersek Hakkında Konuşmadıklarımız
Emine Şeçeroviç Kaşlı

Macaristan’da Bir Osmanlı Padişahı
Günhan Börekçi

Vatan Namus İttihad
Ahmet Tetik, Altay Cengizer, Asaf Özkan, Atilla Can Akarcalı, Feroz Ahmad, Hakan Boz, İlyas Kara, Mehmet Doğan, Nevzat Artuç, Oğuzhan Murat Öztürk

Panİslamizm Osmanlı Devleti Hindistan Müslümanları ve İngiltere (1877-1924)
Azmi Özcan

Cumhuriyet’in Dış Politikası - Olaylar, Aktörler, Kurumlar 1923-2023
Hazal Papuççular

Osmanlı'da Çocuk Eğitimi
Yavuz Bahadıroğlu

Pazaryeri
Hamiyet Bilgili, Mehmet Can Çetin

Lydia'da Bir Kent Arkeolojisi Hypaipa
Hatice Kalkan

Kur’an’da Adı Geçen Peygamberlerin Hayatı
Muhammed Mütevelli Şaravi

Tanrı-Kut/ Mete Kağan (Ulu Batur Destanı) - Tarihin İlk Profesyonel Ordusunu Kuran Tanrının Kılıcı
Fatih Mehmet Yiğit

Mütareke Gölgesinde Son Direnişler
Resul Yavuz

Kırkambar 2013 Tarih Yıllığı Cilt 1
Kolektif
M. Turhan Tan — diğer kitapları
Aynı yazara ait diğer eserler; çok satanlar öne alındı.

Tarihte Türkler için Söylenen Büyük Sözler
M. Turhan Tan

Gönülden Gönüle
M. Turhan Tan

Safiye Sultan
M. Turhan Tan

Cengiz Han
M. Turhan Tan

Fatih İstanbul'da
M. Turhan Tan

İngilizler İstanbul’a Nasıl Girdiler? Niçin Kaçtılar?
M. Turhan Tan

Lale Devri
M. Turhan Tan

Viyana Dönüşü
M. Turhan Tan

Benli Mehmet
M. Turhan Tan

Baht İşi
M. Turhan Tan

33 Sene
M. Turhan Tan

Timurlenk
M. Turhan Tan



