Sepete Ekle
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
2019 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
DUR... AĞLAMA GÖZLERİM (  )
Dur... Ağlama Gözlerim
DUR... AĞLAMA GÖZLERİM (  )
Barkod
: 9789759044688
Basım Yılı
: Mart 2010
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 13.5 x 21 (cm)
Sayfa Sayısı
: 148
Cilt Durumu
: Karton Kapak
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-3 iş günü temin
%20 İNDİRİM
Liste Fiyatı
10,00
İndirimli Fiyatı
8,00
Kazanılan Puan
24 NP
Bu kitabı 1,33 ₺'den başlayan taksitlerle satın alabilirsiniz.
Kategoriler
Bu ürünü 279 kişi görüntüledi.
Kitap Tanıtımı

Yusuf Hayaloğlu… Usta şair… Şiirleriyle halkın, emekçinin, ezilenin dili oldu. Zulmü ve adaletsizliği mahkum etti. Halkının dertlerini, özlemlerini şiire taşıdı. Barışı, sevgiyi, dostluğu muştuladı. Türkü babasıydı. Şiirleri; ezgilerin, türkülerin sözü oldu. Toplumun gönlüne girmiş bir çok sanatçının dilinden halkla buluştu. “Şu dağlarda kar olsaydım“ türküsünü makinasının başında, yolda yürürken, evinden çıkıp işine, okuluna giderken mırıldanmayan kimse kalmamıştır herhalde. Yaşarken anonimleşti. Hele Ahmet Kaya’nın sesi ve sazıyla buluştuğunda meydanları, konser salonlarını doldurdu.


İnandığı gibi yaşadı, inandığı gibi konuştu, inandığı gibi yazdı. Sanatını halk için yaptı. Halk için, halk gibi yaşadı. Mütevaziydi, insan sevgisiyle doluydu. Bu sevgiden taşan ise şiirleriydi. Bu şiirler albümleri, TV ekranlarını, radyoları, dergileri şenlerdirdi. 2002 yılında “Gözleri İntihar Mavi“ yle kitap dostları ile buluştu. Kitabevlerinin ve kütüphanelerin demirbaşı oldu. Sevenlerinin yeni bir kitap beklentisinin ve özleminin o da farkındaydı. Ancak yorgun bedeninde taşıdığı hastalığı buna imkan ve zaman tanımadı. Türküleri babasız bırakarak yazılacak şiirlerini ve sözlerini de beraberinde özlemini duyduğu yerlere taşıdı.


Tezgahtar Nebahat’ı, Nalan’I, Rıza’yı, İstasyondaki Çocuğu, Yağmur İçen Kızı, Bahtiyar’I, Suphi’yi ve Nazlıcan’I da yetim bırakarak 2009 yılının 3 Mart’ında yani tam bir yıl once aramızdan ayrıldı. “Bir Veda Havası’nda“ yaşadığı hayatını “İşte Gidiyorum“ diyerek ; “Terkedemediği“ “Acılar Kraliçesi İstanbul“u da kendi başına bırakarak “Bir Anka Kuşu“ gibi özlemini duyduğu o yerlere gitti.


Solcuydu, sağcıydı, Müslüman’dı, demokrattı, Kürt’tü, Türk’tü, muhalifti, şairdi, babaydı, oğuldu, kardeşti, yoldaştı, yorgundu, yiğitti, yılgındı, ürkekti, delikanlıydı, halktı. Herkesin özlemi, Hayaliydi.


Hak ve adalet mücadelesine kendisini adamış her aydın, sanatçı gibi o da parmaklıkların ardında kaldı. Kader; filmlerini seyrederek haksızlıklarla kavgasına kendisini hazırlayan Yılmaz Güney’le yollarını bu parmaklıklar ardında kesiştirdi. Ahmed’lerinin, Yılmaz’larının gidişini gördü.


Sevdiği herkes gibi o da çekip giderken “Ne kaldı“ diye soranlara bir “Ayrılık Hediyesi“dir “dur. . ağlama gözlerim“…

Ürünü Oyla:
Tüm yorumlar listeleniyor
Sırala: