Tükendi
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
2019 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
YAŞAMA SANATI ( DÜNYA TİNSEL GELENEKLERİNDE GÜNDELİK HAYATIN ESTETİĞİ )
YAŞAMA SANATI ( DÜNYA TİNSEL GELENEKLERİNDE GÜNDELİK HAYATIN ESTETİĞİ )
Barkod
: 9789755392714
Basım Yılı
: 2000
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 13 x 19.5 (cm)
Sayfa Sayısı
: 175
Cilt Durumu
: Karton Kapak
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-3 iş günü temin
%20 İNDİRİM
Liste Fiyatı
30,00
İndirimli Fiyatı
24,00
Kazanılan Puan
72 NP
Bu kitabı 4,00 ₺'den başlayan taksitlerle satın alabilirsiniz.
Kategoriler
Bu ürünü 310 kişi görüntüledi.
“Dünya, bencilliğin ve kabalığın karanlığında yolunu bulmaya çalışıyor. Bilgi kötü bir vicdana satılmış, iyilik fayda adına yapılıyor. Doğu ve Batı, bir öfke denizinde kafalarını tokuşturan iki ejderha gibi hayat cevherini yeniden elde etmek için nafile uğraşıyor. Büyük felaketi tamir etmesi için yeniden bir Niuka’ya ihtiyacımız var; o büyük yeniden doğuş günün bekliyoruz. Bu arada, bir yudum çay içelim. . . “

Monet’nin bir resmini gün ışığında görebilir misiniz, evirip çevirebilir misiniz onu? Peki sudan yansıyan ay ışığında nasıl görünürdü acaba? Bilemiyoruz, çünkü Batılı anlamında sanat, ancak kuyrukta beklediken sonra içine girebilidiğimiz, taş zemininde topuklarımızı tıkırdattığımız, bir ucundan öbür ucuna yürüyene dek ayaklarımıza kara suların indiği, “müze“ denen binalara hapsedilmiştir. Biz bir Monet resmini, ancak, o da eğer yeterince “kültürlü“ ve yeterince seçkinsek, “doğru“ ışık altında ve “doğru“ açıdan görebiliriz. Oysa, Crispin Starwell, bize Batı dillerindeki “sanat“ sözcüğünün antik Yunan, Çin ve Hint kültürlerindeki karşılığının, “yaptığına kendini vererek ve maharetle yapmak“ nosyonuna denk düştüğünü anımsatıyor. Yani Batı-dışı kültürlerde sanat, kişinin dünyayla arasına bir mesafe koyarak dünyaya bir çerçevenin ardından bakması değil, dünyayla bütünleşmesi, kendini dünyaya açarak onunla bir olması demektir. İşte bu yüzden, Japon kültüründe avlanmak bir sanattır; Navajo kültüründe sağaltım bir sanattır.

Yaşam kendini dünyaya açmak ve çevreyle bütünmeşmek demek olduğu için, bütün dünya tinsel geleneklerinde, yaşamak bir sanattır.
Sartwell, Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik’te kendimizi olana açmayı, kendimizi gerçek olarak yaşamayı önermişti bize; acılardan kaçarak değil, kendimizi akışa bırakarak acılara katlanmayı; bedenimizi ve aklımızı aşka teslim etmeyi. . . Yaşama Sanatı’nda da bir sanat olarak yaşamayı öneriyor. Konfüçyüs’ten Heidegger’e uzanan bir düşünce geleneğini izleyerek, kendimizi yaptığımız işe vermenin, yaptığımızla bir olmanın ve böylece kendimizi bilmenin yollarını gösteriyor bize. Sanatı, müzelerden çıkarıp gündelik hayata iade ediyor; akılla duyguyu, teknolojiyle doğayı barıştırıyor. Sanat ve zanaat ayrımının aslında Batı düşüncesinin bir kuruntusu olduğunu gösteriyor; çay ustasını, çömlekçiyi, ressamı, blues şarkıcısını ve fırıncıyı kaynaştırıyor. Böylece, bu dünyanın bir parçası olduğumuzu, dünyadaki şeyler arasında bir şey olduğumuzu hatırlıyoruz. Yeni yetme bir heyecanla, yaşama sanatını keşfediyoruz.

Hepimiz birer sanatçıyız. Öyleyse, birer yudum çay içelim. . .
Ürünü Oyla:
Tüm yorumlar listeleniyor
Sırala: