Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
10 Roman
2017 Çok Satan
2018 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hemingway Kitap
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
KÜLTÜR
KÜLTÜR
Mutlaka Okunması Gereken 20 Kitap
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sevgililer Günü Özel
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
Ürünü İncele
TİNİN SOSYOLOJİSİ ( SİMMEL SOSYOLOJİSİNİN İNŞASI )
Tinin Sosyolojisi Simmel Sosyolojisinin İnşası
Yorumları oku
Yayınevi:
%35 İndirim
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 14 x 21 (cm)
Sayfa Sayısı
: 264
Cilt Durumu
: Ciltsiz
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-3 iş günü temin
Liste Fiyatı
: 30,00 TL
İndirimli Fiyatı
: 19,50 TL
Kazanılan Puan
: 59 NP
Barkod
: 9786059932318
Basım Yılı
: Mart 2015
Ürünün Tanıtımı

Simmel’in sosyoloji anlayışını inşa ettiği eseri Paranın Felsefesi’dir. Bu eserde Simmel önceden ele aldığı ve daha sonra ele alacağı konuları para ekseninde analiz eder. Ancak temel ilgisi modernliktir. Nitekim 20. yüzyılın girişinde yazılan bu metin 19. yüzyılda inşa olmuş sosyolojinin yüzyıllık özetidir. Simmel öyle bir yerde durmaktadır ki, 20. yüzyılın şafağında, 18. yüzyıl bilinç felsefeleri ile 19. yüzyıl sosyoloji birikimine sahip olarak modernliği ele alış biçimi ve topluma dair yeni içgörüleri ile kendinden sonra gelenleri belirlemiştir. En azından sonraki kuramcılar bir şekilde onunla hesaplaşmak zorunda kalmışlardır. Para, “dünyanın seküler Tanrısıdır”. Bu mantığa göre, para, mutlak amacın psikolojik anlamına yükseltilen mutlak araçtır. Şeylerin göreliliğinin yegane mutlak ifadesidir. Para, ekonomik değerlerin göreliliğinin cisimleşmesidir.


Para, her bir özel değerin bir başkası ile değiştirilebilir olmasını cisimleştirir. Modern hayat, nesnelerin değişen nitelik ve niceliklerinin çeşitliliğinde özün saptanmasını temsil eden paraya dayanmaktadır. Modern insan ise, haz peşinde koşan ve bu amaçla her şeyi araçsallaştıran, pragmatik bir tiptir. Para, Simmel için, insanın biliş tarzının, zihnin işleyiş biçiminin ürünüdür. Zihin nasıl farklılıkları bir kılar ve kavramı üretir, teorik olarak dış dünyayı bilirse, aynı şekilde pratik dünya ile ilişki kurarken, nesnelerle ilişki kurarken kavram benzeri bir bilişsel-ölçme aracı yaratır: Para.


Para da kavram gibi içi boş bir varlıktır, bir ölçüm birimidir. Kendi soyutluğu ile başka nesnelerin değerini ölçer. Mübadele sürecinde ortaya çıkan nesnenin değeri para ile ifade edilir. Böylece ekonomik süreç sosyal, ilişkisel olarak hem açıklanır, hem de para ile zihin arasındaki ilişki tesis edilmiş olur. Para, zihin ile gerçeklik ve insanlar arası ilişkiselliğin, topyekün yaşamın ilişkiselliğinin hem sembolüdür, hem de simülakrdır. Simmel, tarihsel materyalizmin altına metafiziksel bir temel atmak için yola çıkar. Ancak kendi para metafiziğinin altına psikolojik bir temel atmakla sonuçlanan bir düşünsel süreci takip etmektedir. Simmel şunu kabul etmemizi ister: Arzumuzun nesnesini yaratan arzumuzdur. Ona anlam yükleyen arzumuzdur, dolayısıyla arzu nesnesi arzumuzu tatmin edemez, çünkü bizim arzu duyduğumuz nesnesi değil, arzunun yüklediği anlamdır.


İnsanın kendi yarattığı fenomenal dünyadan çıkış imkanı yoktur. Bu dünya ideaların gölgelerinin dans ettiği, insanı sonsuz bir esriklik içinde kandıran bir dünyadır. Gerçekle her ilişki kurma çabamız, gerçeklik ile olan mesafemizi arttırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Bu durum Yunan mitolojisinde, insanın gerçeğe ulaşma çabasının ardından cezalandırılan Prometheus ile anlatılır. Gerçek insana yasaktır. Kant’ın, Yunan mitinin ifade ettiği durumu felsefi olarak biçimlendirdiği söylenebilir. Simmel de bunun sonuçlarını psişik patoloji ile açıklar. 20. yüzyılın başında Simmel, Weber, Sombart, Veblen ve Tarde’ın kapitalizmin ya da daha geniş olarak ekonomik süreçlerin insan psikolojisini ve zihinsel ürünlerini etkilemesi konusunda ve daha ziyade kapitalizmi kültür boyutuyla açıkladıkları çalışmaları, idealist-diyalektik bir sosyoloji anlayışının ürünleri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte, yukarıda ismi geçen sosyologlar insan psikolojisinin derin köklerindeki irrasyonalite ile kapitalizm ya da ekonomik süreçler arasında bağlantı kurmaktadırlar. Kapitalizmi irrasyonel bir süreç olarak değerlendiren Marx’tan farklı bir ele alış söz konusudur. Marx, kapitalizmi kendi kendini yok eden bir süreç olması hasebiyle irrasyonel biri sistem olarak değerlendirirken, diğerleri insan psikolojisinin irrasyonel boyutu olan bilinçaltı ile ilişkilendirmektedirler.

Bu ürünü 148 kişi görüntüledi.
Ürünü Oyla:
Tüm ürün yorumları listeleniyor.
Sırala: