Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
10 Roman
2017 Çok Satan
2018 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hemingway Kitap
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Mutlaka Okunması Gereken 20 Kitap
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sevgililer Günü Özel
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
Ürünü İncele
OSMANLI’DA BİR KÖLE BRETTENLİ MİCHAEL BRETTEN’İN ANILARI 1585-1588 (  )
Osmanlı’da Bir Köle Brettenli Michael Bretten’in Anıları 1585-1588
Yorumları oku
Yayınevi:
%25 İndirim
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 13.5 x 20 (cm)
Sayfa Sayısı
: 336
Cilt Durumu
: Ciltsiz
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-3 iş günü temin
Liste Fiyatı
: 49,00 TL
İndirimli Fiyatı
: 36,75 TL
Kazanılan Puan
: 110 NP
Barkod
: 9789758704293
Basım Yılı
: Eylül 2016
Ürünün Tanıtımı

Almanya’nın Bretten şehrinden Michael Heberer, 1583 yılında Akdeniz’de Osmanlılara esir düştü. Yıllarca Osmanlı kadırgalarında forsa olarak kürek çekti. Esaretinin bir bölümü İstanbul’da geçti. Fidye karşılığı azatlığını kazandıktan sonra Galata ve sur içinde İstanbul’un sokaklarını keşfe çıktı. Anıları 1610’da Heidelberg’te yayınlandı. Bu anılar 393 yıl sonra, değerli Osmanlı tarihçisi Suraiya Faroqhi’nin önsözüyle okurların karşısına çıkıyor. Kadırgada forsa yaşamı, deniz savaşları, Osmanlı hamamları, Müslüman ve Rum kadınların giyimleri, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, amirallik kadırgasının denize indirilişi, limanda cayır cayır yanan bir kadırga, kentte veba salgını, Bedesten’de ticaretin zenginliği, İstanbul’un sokakları, 1811’de yıkıldığı için hiç göremediğimiz Arkadios Sütunu, günümüzün Galatasaray Lisesi’nin atası sayılabilecek olan Galata Sarayı Ocağı ve nihayet padişahın ava çıkışı... İşte Heberer’in anılarından bu av sahnesi: “Nihayet Türk Hükümdarı şahane görünümü ve görkemiyle uzakta belirdi. En önde yeniçerilerin komutanı güzel bir ata binmiş olarak geliyordu. Atın eğer takımı altın kaplamaydı ve değerli taşlarla bezenmişti, giysisi altın ve gümüş tellerle işlenmiş çiçekli bir kumaştan yapılmıştı ve başında çok güzel, bembeyaz, kocaman bir tuğ vardı. Onun peşinden belki yüz kadar yeniçeri gelmekteydi. Daha sonra üç yüksek rütbeli bey bunları izledi. Hepsi sırma işlemeli kıyafetleri ve kavuklarıyla çok haşmetli görünüyorlardı. Bunların arkasından padişah gelmekteydi. Vezirin solunda ilerliyordu. Üzerinde altın iplikle dokunmuş bir giysi vardı ve olağan üstü güzel bir ata binmişti. Eğer ve koşum takımları hiçbir ölçüye sığmayacak kadar değerliydi. Kavuğun üstündeki tuğ tıpkı siyah kırlangıçların tüylerine benziyordu. Tuğun etrafı değerli taşlarla çevriliydi. Ama hükümdar tuğu aşağıya doğru döndürmüştü. Hükümdarın yanı sıra, elli adım kadar mesafede kırk uşak koşturmaktaydı. Bunların üzerinde çok gösterişli, elişi giysiler vardı, eteklerinin her iki ucunu yukarı kıvırmışlardı. Uşaklar halkın hükümdara elli altmış adımdan fazla yaklaşamamasını sağlayarak ona yol açıyorlar, bir yandan da “sauli, sauli“ [savulun, savulun] diye bağırıyorlardı...

Bu ürünü 158 kişi görüntüledi.
Ürünü Oyla:
Tüm ürün yorumları listeleniyor.
Sırala: