Tükendi
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
2019 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
OSMANLI-TÜRK ROMANINDA KÜRT İMGESİ (  )
Osmanlı-Türk Romanında Kürt İmgesi
OSMANLI-TÜRK ROMANINDA KÜRT İMGESİ (  )
Barkod
: 9786051031019
Basım Yılı
: Ocak 2011
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 15 x 23 (cm)
Sayfa Sayısı
: 698
Cilt Durumu
: Karton Kapak
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 3 iş günü temin
%15 İNDİRİM
Liste Fiyatı
4,63
İndirimli Fiyatı
3,94
Kazanılan Puan
12 NP
Bu kitabı 0,66 ₺'den başlayan taksitlerle satın alabilirsiniz.
Bu ürünü 443 kişi görüntüledi.
Kitap Tanıtımı
Daha önce yayınlanmış Edebiyatta Ölüm ve İntihar, Kürtlerde Ölüm ve İntihar, Berdel ve Türk Sinemasında Kürtler gibi kitaplarıyla bilinen Müslüm Yücel, bu hacimli kitabında devasa bir kazı çalışmasına imza atıyor, Kürt imgesinin Osmanlı-Türk romanlarına nasıl yansıdığı konusuyla ilgili olarak kapsamlı bir okumaya girişiyor. Yücel’in 1000’li yılların başlarına uzanan yolculuğu, Doğu edebiyatında Kürtlerden ilk defa bahseden Nizami’yle başlıyor. Tanzimat dönemindeki kültürel ortamda Şemsettin Sami, Ahmet Mithat Efendi ve Namık Kemal’in eserlerinde ’vatanın ve ümmetin’ bir parçası olan Kürtler, Servet-i Fünun edebiyatınında bunalım konusu oluyorlar; Kürtlerin yaşadıkları bölgeler ’mecburi hizmet’ yerleri, Kürtlerse kah ’küçük hammal’, kah ’ağa’ oluyorlar. Kırılmas noktası Mehmet Rauf’un Halas romanlarıyla gerçekleşiyor. Ziya Gökalp’in öncülüğündeki Milli Edebiyat’ta ’milliyet ve kavmiyet’ ağırlık kazanıyor. Türk’e ’uygar’ ve ’erkek’ rolü verilirken, Kürt ’vahşi’ derekesine indirilip ’dişi’yi sembolize ediyor. Avrupa, Türkleri nasıl görüyorsa, Türkler de ’hor görecekleri’ bir millet buluyorlar. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki dönemde Kürtlerin konumu ne ise, aynı denklemin edebiyatta kurulduğunu gözlemliyoruz. Halide kenarlarında duran Yakup Kadri, Mithat Cemal Kuntay ve Nihal Atsız gibi isimler ’Kür’ün yok sayılmasında neredeyse baş rolü oynuyorlar. Nazım Hikmet, Sait Faik, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’le esen rüzgarda ’Kürd’ ad, insan ve varlık olarak roman sayfalarında yeniden beliriyor; tabii bu noktada, yazarın özel olarak dert edindiği Kemal Tahir’in, Cumhuriyet’e dahi ’rahmet okutan’ dışlayıcı, horgörücü tutumun özellikle altını çizmeyi ihmal etmemek gerekiyor. 1970’li yıllarda Sevgi Soysal ve Ferit Edgü’nün kalemleri ’Kürt’ün varlığına daha bir insani/siyasal yaklaşım sergilerken, 1980 sonrası iklimde Orhan Pamuk, Mehmet Eroğlu, Oya Baydar, Ahmet Altan, Ayşe Kulin ve Murat Uyurkulak gibi yazarların sergilediği yelpaze çok renkli bir Kürt manzarası sunuyor. Birbirinin elyazısı ve yıkıntısı olan bu iki halk, 2000’li yıllarda boz bulanık akıyorlar. . .

Ürünü Oyla:
Tüm yorumlar listeleniyor
Sırala: