Tükendi
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
2019 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
KESTANE KIRANINDA KADINLAR (  )
Kestane Kıranında Kadınlar
KESTANE KIRANINDA KADINLAR (  )
Barkod
: 9789758859818
Basım Yılı
: Eylül 2008
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 13 x 19.5 (cm)
Sayfa Sayısı
: 319
Cilt Durumu
: Karton Kapak
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-3 iş günü temin
%15 İNDİRİM
Liste Fiyatı
16,67
İndirimli Fiyatı
14,17
Kazanılan Puan
43 NP
Bu kitabı 2,36 ₺'den başlayan taksitlerle satın alabilirsiniz.
Bu ürünü 179 kişi görüntüledi.
“Zarifoğlular bir madende ya da sanki bir mahzendeydiler. İçlerinde herkes iyi ve çalışkan olmasına rağmen, üzerlerinde bir kasvet, bir yanlışlık ya da bir lanet vardı. Her şeyin tam yapıldığı bir eksiklik vardı üzerlerinde. Tuhafiye açılması gereken yere diyelim, dürüst çalışan bir bakkaliye açmışlardı, silah sıkılması gereken yerde mesela, bütün inceliğiyle bıçak kullanmışlardı, daha ölümün sonlanmadığı yerde, bunlar duaya başlamıştı; yani tatlı bir su, yıllardır doğrusu bilinmeyen yanlış bir yataktan akmaktaydı. “Zeliha Zarifoğlu, kocası Mehmet’in öldürülmesiyle, beş çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalır. Ahmet, Ali, Fatma, Emin ve Mustafa’nın yaşamöykülerini okuduğumuz panoramik romanın arka planında da Osmanlı’nın son dönemi, Mütareke yılları ve I. Dünya Savaşını izleriz. Farklı patikalarda ilerleyen bu beş çocuğun yolları hep anneleri Zeliha’ya ve köyleri Mavruz’a çıkacaktır. . .

“Fikri Bey’le Degustasyon’da yemek yerken, karşı masaya uzun kâkülü ve düşünceli bir yüzü olan, gözleri aniden açılan aniden uyuyan, upuzun bacakları bağlı bulunduğu eklemden, yağmursuz günde taşınan şemsiye gibi serbestçe sallanan bir kızla genç bir adam oturmuştu. Emin Zarifoğlu yemek sırasında bakışını kızdan, avcısıyla göz göze gelen, kasları kilitli bir av gibi ayıramamıştı. Modern bir giyinişi vardı kızın; o gün ten rengi çorap, atkılı ayakkabı, dizin hemen altına kadar inen kısa etekle üstten cepli yandan ilikli bir ceket giymiş, yakasına Paris usulü bir broşla boynuna küçük taneli bir inci kolye takmıştı. ‘Bu kadar güzel olunabilir mi, şu medeni kanun çıkmasaydı bu kızı zevce diye alır, köydekine dönüp bakmazdım, ’ dedi ve dedikleri asla olmazmış gibi iç geçirdi. Garsona salma yolla pişmiş sarımsaklı dane piliç söyledikten sonra Fikri Bey, ‘Genç zevce azgın olur, piston kolu gibi sabah akşam adamın kasığına oturur, nasıl başa çıkacaksın, ’ dedi. “
Ürünü Oyla:
Tüm yorumlar listeleniyor
Sırala: