Sepete Ekle
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
2019 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
GÜÇ VE DİPLOMASİ ( MISIR MESELESİ VE SULTAN 2. ABDÜLHAMİD )
Güç ve Diplomasi
GÜÇ VE DİPLOMASİ ( MISIR MESELESİ VE SULTAN 2. ABDÜLHAMİD )
Barkod
: 9786059506465
Basım Yılı
: 2018
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 13.5 x 21 (cm)
Sayfa Sayısı
: 426
Cilt Durumu
: Karton Kapak
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-4 iş günü temin
%25 İNDİRİM
Liste Fiyatı
50,00
İndirimli Fiyatı
37,50
Kazanılan Puan
113 NP
Kategoriler
Bu ürünü 235 kişi görüntüledi.
Kitap Tanıtımı

Mısır’ın, “ecza-i mütemmime-i memalik-i şahaneden“ olması dolayısıyla, Osmanlı Devleti’nin bir toprağı, ahalisinin hemen tamamının Müslüman bulunması sebebiyle de “hilafet-i kübraya revabıtı“ bulunmaktadır.

Sultan II. Abdülhamid, taşıdığı halifelik sıfatıyla, dünyadaki bütün Müslümanların lideri konumundadır. Bütün Müslümanlar onun kişiliğinde aynı sancağa bağlıdırlar. O, Osmanlı sınırlarında yaşan Müslümanların ise hem halifesi hem de hükümdarı, yani hem dini, hem de dünyevi lideridir. Bu, Sultan II. Abdülhamid için çnemli bir sorumluluk alanıdır. Mısır Meselesi’nin kendi dönemine tekabül eden kesitinde bu iki önemli gerçek Sultan II. Abdülhamid’in yaklaşımlarını oldukça etkilemiştir. Sultan II. Abdülhamid’i, Mısır Meselesi üzerindeki politikaları ve yaklaşımları etrafında değerlendirdiğimizde ise ortaya birkaç psikolojik ayrıntı çıkacaktır. Çünkü Mısır politikalarını etkilemiş, zaman zaman da onun Babıali ile anlaşmazlıklar yaşamasına ve sorunların daha da büyümesi nedeniyle de ortaya çıkan fırsatların değerlendirelememesine neden olmuştur. Bununla birlikte, Mısır Meselesi, Sultan II. Abdülhamid’e devletin gücü ve etkinliğinin sınırlarını anlama fırsatı verdiğinden, denge politikalarına başvurmanın gerektiğini de göstermiştir. Bu, denge politikalarının ön plana alınması ile diplomasi ve müzakere usulünün benimsenmesi, savaş ve silaha dayalı çözüm girişimlerinden uzak durulması şeklinde tezahür etmiştir. Zaten onun korku, endişe, beklenti, üzüntü, çaresizlik ve yalnızlık gibi duygu karmaşlarına girmesi, devletin içinde bulunduğu güç/güçsüzlük hali ile yakından ilişkiliydi ve dönemin büyük devletlerinin Osmanlı Devleti’ne karşı giriştiği yayılmacı ve düşmanca tavırları bunu beslemiştir.

Ürünü Oyla:
Tüm yorumlar listeleniyor
Sırala: