Tükendi
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
2019 KPSS Kitapları
Akademik
Aksesuar
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Biyoloji
Çevre Yer Bilimleri
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
BAŞVEKİLİM ADNAN MENDERES (  )
Başvekilim Adnan Menderes
BAŞVEKİLİM ADNAN MENDERES (  )
Barkod
: 9786055638474
Basım Yılı
: Mart 2010
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 11 x 17 (cm)
Sayfa Sayısı
: 240
Cilt Durumu
: Karton Kapak
Boyut
: Normal Boy
Yaklaşık 1-3 iş günü temin
%32 İNDİRİM
Liste Fiyatı
7,31
İndirimli Fiyatı
4,97
Kazanılan Puan
15 NP
Bu kitabı 0,83 ₺'den başlayan taksitlerle satın alabilirsiniz.
Bu ürünü 275 kişi görüntüledi.
Kitap Tanıtımı

Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi tefekkürü ile Adnan Menderes ve Demokrat Parti’nin siyasi tefekkürü 10 yıl boyunca bir mücadele verdi. 27 Mayıs’a bağlanan bu mücadelenin derin sebeplerini bugün iyice görüyorum. . .

Bu mücadeleyi, insanı şaşırtan teferruattan sıyırıp, temel çatışmaların sebeplerine indirince, apaçık görünüyor ki, iki devlet görüşü on beş yıl boyunca, bir paranın iki yüzü gibi, aykırı yönlere bakmış, fakat aynı değeri sağlamaya çalışmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Lideri Sayın İsmet İnönü, Türkiye’de demokrasinin kurulmasını istiyordu. Ben, Adnan Menderes ve arkadaşlarımın kurduğu Demokrat Parti’yle, Türkiye’de demokrasinin kurulmasını özlemiş ve istemiştim. Fakat şairin: “Ol hakikat yektir amma, iş rivayet muhtelif“ dediği gibi, bizim devlet görüşümüz başka, İsmet İnönü’nün Devlet görüşü başka olduğu için, çatıştık ve birbirimize derdimizi anlatamadan 27 Mayıs’a ulaştık. Elbette olayı İsmet İnönü ve Adnan Menderes yahut Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti diye nitelendirmek eksik bir anlatımdır. Türkiye’de İsmet İnönü gibi düşünenlerle, Demokrat Parti gibi düşünenler arasında, Devlet Yönetimi anlayışı konusunda büyük bir anlaşmazlık ve çatışma olmuştur. Fakat taraflar, muhatapsız bir diyalog içinde bulunmasalardı, yani karşı tarafın, kendi fikirlerini iyice bildiği zannı ile sebepleri tartışacaklarına, neticeleri tartışmasalardı, 1946 da başlayan “Türkiye’de Demokrasi Yönetimi macerası“ böyle bitmeyecek, böyle sonuçlanmayacaktı.

Ürünü Oyla:
Tüm yorumlar listeleniyor
Sırala: